19 Nisan 2017 Çarşamba

Mutluluk

Mutluluk, video veya fotograf cekmeye kalkissan da o anin guzelligini kadraja sigdiramayacagini bildigin anlardir.
Evde hesap kitaba bogulmusken, gunes az sonra batacakken, karanliklasan odada isigi yakmak yerine kendini sokaga atmaktir.
Gunesin batisiyla serinleyen havada, yuzune carpan ruzgarla beraber en sevdigin sarkiyi dinlemektir.
Ruzgar tshirtunu doldurup dalgalandirirken, parkta gecen gun gordugun iki ufakligi yine gormektir.
(Gecen gun iki pelus oyuncaklariyla beraber gelmislerdi, bugun onlari alisveris arabasina koyup gezdiriyorlar.)
Colun ortasindaki parkta kumda bile acan pembe turuncu ve sari ciceklerin verdigi umuttur.
Hayatinda ilk kez gordugun biri, kaslari catik yuruyen bi anneye gulumseyerek ondan da bi gulucuk kapmaktir.
He bu arada gunes de iyice turunculasmis, veda etmeye hazirlaniyordur.

Bunlar her gunun sonunda gerceklesen siradan olaylardir aslinda.
Ama sadece evdeki isigi yakmak yerine kalkip spor ayakkabilarini giyenlerin hayatlarina girerler.

27 Mart 2017 Pazartesi

Yagmurda dua eden adam

Dubai’de cok gorulmus bir sey degil yagmur yagmasi.
Eskiden daha da az gorurduk yagmur damlalarini.
Son yillarda paranin gucu yagmura da yetti ve bulutlari besleyerek yagmur yagdirmaya basladilar.
Ilk duydugumda kulaklarima inanamistim.
Dubai’de yasadigim yillardan sonra artik hic bir seye sasirmiyorum.
Neyse.
Ozetle, yagmur yagdiriyorlar Dubai’ye.
Bu seneki 2-3 hafta (neredeyse 1 ay) suren bulutlu havaya ve yagislara bakilirsa bu iste gittikce iyilesiyor gibiler.

Gecen gun bu bulutlu gunlerden biriydi.
Yine aralikli yagmur yagiyor, gunes bir turlu bulutlarin arasindan siyrilip da yuzunu gosteremiyordu.
Ne de olsa hava bulutlu ve serin diye yuruyus yapmak icin disari cikmistim. Ciktigimda hic yagmayan yagmur, aniden sakir sakir basladiginda evden 20 -25 dakika uzaklasmistim coktan.

Ben altina siginabilecegim bir agac bulmak icin en yakindaki parka daldim.
Her yer bombostu, herkes arabasinda ya da evindeydi.
Ama ileride bir adam gordum.
Aciklik bir alanda, yerde, Kabe ye donmus, sakir sakir yagmur altinda namaz kiliyordu.
Aklima yerli bir arkadasimin daha onceden dedikleri geldi:
‘’Biz yagmur yagdigi zaman durup dua ederiz, dualarimizin kabul olacagina inaniriz.’’

Sonra ben de durdum dusundum.
Yagmuru dusundum.
Allah'i ve inanci dusundum.
Insanlari dusundum.

Yagmur bir Istanbullu icin islaklik, trafik ve ise gec kalmak demekti. Ruzgarla bir olup once semsiyeleri ters ceviren sonra da islatan doga olayiydi.
Benim icin yagmurun anlami hala buydu.

Sonra omru boyunca col ikliminde, bu topraklarda yasamis biri icin anlamini dusunmeye calistim.
Yagmur bereketti, bolluktu, Allah’tan gelen bir nimetti.
Yagmur yagdiginda sukredilirdi.
Mutlu olunurdu.
Yagmurda piknige gidilirdi ve islanilirdi.
Sebzeler meyveler daha canlanirdi.
Etraftaki yesiller, cicekler cogalirdi, agaclar buyurdu.

Sonra fark ettim ki, insan ne dusundugu ve neye inandigiydi.
Hayatlarimizdaki doga olaylari ve canlilar tum dunyada az cok ayniydi.
Ama onlarin ne anlam ifade ettigi, hayatina hangi rengi kattigi senin elindeydi.

Colun ortasinda yasamaya ragmen yagmur yagdiginda saklanacak, siginacak bir agac arayan da olabilirdin.
Allah’tan geliyor veya insanlarin deneyleri sayesinde gokten dusuyor olmasini umursamadan, yagan yagmurun her damlasina sukrederek dua eden de olabilirdin.

Hayatin senindi.

Secimlerin de oyle.

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Ben, kalbim ve zeytin agaci

Tepeme "pit!" diye bir yaprak dusuyor ustumdeki zeytin agacindan.
Uzaktaki kedi, acaba yiyecek bir seyler verir miyim diye beni kesiyor. Ona gore bozacak rahatini, simdilik golgede memnun.
Bir saat once minibuste calan Yunan sarkisinin melodisi hala kulagimda..

Esnaf lokantasindayken yedigim zeytinyagli enginarin o lezzeti - birak Istanbul'u - dunyanin neresinde bulunur bilmem.

Parmakarasi terliklerle, ada meydanindaki marketten elimdeki torbayi sallaya sallaya eve donmek, sanki hep buraliydim hissi veriyor.

Burada kediler kopeklerden korkmuyor. Kopekler de kedileri korkutmuyor zaten. Insanlar kopekleri kovalamiyor, asla zarar vermiyorlar. Arnavut kaldirimi sokaklarda yavru kediler yuvarlanarak oyun oynuyorlar. Yemek kaygilari yok, az sonra aciktiklarinda gidecekleri yer belli: bir ust sokaktaki balikcilar!

Merkezdeki her ara sokak denize cikiyor. Pahali bir otelde olmak zorunda degilsin, deniz kenarinda cay icmek veya kitap okuyabilmek icin...

Bir yakinini kaybedince lokma dokturuyorsun. Senin canin zaten yanmis, bari baskalarinin agzi tatlansin, gidenin ruhu sad olsun diye.

Zeytinci amca komsu koyden, adi Mutlukoy.
Ondeki evde oturan tatli amca dogma buyume Cunda Adali.
Ben Dubai'de yasayan bir Istanbulluyum,
Kalbi hep Ayvalik'ta olan...

17 Mart 2016 Perşembe

Kediler bir baska sevilir

Neden mi?

Hani bizim canimiz baskasinin yedigi bir seyi cekerse belli etmemeye calisiriz, bakmayiz ya.
Kedimin gozumun tam icine bakarken yalanmasini seviyorum.
"Canim cekti." diyor.

Ya da ben kitap okurken etrafimdan dolanip once kitabin sayfalarini koklayip, yavas yavas poposunu yaklastirip sonra asil amaci olan sayfalarin arasindaki elimi agziyla tutup oynamasini seviyorum.
Ya da hic o kadar ugrasmayip gamsizca gelip klavyeye yayilmasini...
"Benle ilgilen." diyor.

Ego savaslari verilen bi is gununun sonunda eve geldiginde, uyuyor olsa bile kalkip kosarak beni karsilamaya gelip, pat! diye yan devrilip gobegini acarak gozumun icine bakmasini seviyorum.
"Seni cok ozledim, beni sevsene biraz." diyor.

Evden cikmak uzere yatak odasinda giyinip hazirlanirken yanimda olmasini, makyaj yapmak icin asagi indigimde benle gelmesini, yuzugumu unuttugum icin tekrar benle yukari cikmasini seviyorum.
Sonra kapiyi cekip evden ciksam bile son dakikaya kadar benle olmasini seviyorum.
"Sen beni birakacak olsan da ben senin pesinden hep gelirim." diyor.

Biz bu cumleleri bu kadar kolay soyleyebiliyor muyuz?

15 Mart 2015 Pazar

Dubai'de akan zaman

Salonda duran bi dijital cerceve var,
Degerli bi arkadasimin hediyesi.
Kulaga siradan geliyor dijital cerceve demek...
Aslinda hayatimizdaki anlarin bir sunumunu yapiyor her gun.
Hem de hic beklemedigimiz zamanlarda unuttugumuz anlari karsimiza cikartip gulumsetiyor.

Dubai'de zaman baska akiyor.
Garip bir ikilem var aklimda:
Istanbul'a hizli akan sehir derler, kapilir gidersin ona. Sokaga cikarsin insanlarin arasina karisir, gozden kaybolursun. Ama zaman hizli gecmezdi bana orada. Hatta bazi haftalar olur bitmek bilmezdi resmen!
Dubai yavas bir sehir. Gunun her saati canli olan Istanbul'u bir kenara birak, 3-4 ay boyunca ( tabii ki yaz mevsimi!) sokakta insan gormeyebilirsin. Secmek istersen, cok cok sakin bir hayat yasayabilirsin. Calisma saatleri daha az, en genis yollarda bile max hiz siniri 120 km/h!
Bu yavas sehirde ise zaman cok cok hizli akiyor!

Hayatimizin son 2,5 yilini Dubai'de gecirmisiz.
Ilk geldigimde 1 yil boyunca burada yasamis insanlara bakip vay be! diyordum.
Simdi 2,5 yilin bir kac ay gibi gecmis olmasini anlamaya calisiyorum.

Oyle ya da boyle..
Hangi sehirde olursan ol akiyor iste zaman...
Sadece arada mumkun olsa da farkina variyorsun bazen;
Onemli olan o salonda duran dijital cercevede biriktirilen anlar!

2 Mart 2015 Pazartesi

Bu vedalar beni sair yapacak!

Mekan yine ayni, havaalani.
Ucus gunlugum gulucuklerle basladi. Online check in yaptirdigim icin business class olmamama ragmen hic sira olmayan counterdan beni alan gorevli, tekrar tesekkurler :) Bir de istersem el bagajimi bile alabilecegini soyledin ya, dusunmen yetti.

Seviyorum havaalanlarini ben.
Cogu kisi samimiyetsiz ve soguk bulsa da, ben cok seviyorum.
Vedalasmalarin agir yukunu omzundan atip hafifledigin yer olarak gordugum icin sanirim.
Ah hele tatile giderken...!
Yuruyen banttan degil de bulutlarin ustunden ilerleniliyor sanki :)

Neyse yere inelim, su anki psikolojimin rahat edecegi yerlere.
Yine ayriliklar, yogun duygular, gercek sevgiler, sicak aile sohbetleri filan geride kalmis.
Yetmezmis gibi, hep super zamanlamalari olan su 'ozel gunler' de kapida!
Gozlerim her biseye dolarken ben, yazi yazmaya devam ediyorum.
Ucakta uyumam sart olmasina ragmen kahvenin cazibesine yenik dusmusum yine.
Soguk Istanbul'dan sicak Dubai'ye giderken uyumlu olabilmek adina tshirt ustune giydigim kazagi da cikarmisim cafenin sicakligindan. Bir yandan da dusunmusum, "Bak uzerimden Istanbul'u cikartiyorum, Dubai ile kaliyorum yeniden."

Diyorum ya, bu kadar ayrilik bu kadar veda dozunu kime verseniz olur, ya sair olur ya da arabeskci, turkucu!

Huzunlu yazmayacagim bu sefer.
Oh ne de guzel oldu.
Ozlem giderdim bol bol.

Son sozlerim Istanbul'a:
Senle gecinmek cok zor, cok kisi sevmiyor seni.
Zorluklarin bir haftada bile gina getiriyor insana.
Ama ben seviyorum seni yine de iste...
Ne yapayim.

6 Şubat 2015 Cuma

Gunaydin!

 
Mutluluk tarifi zor bir sey.
Emek verdiginin geri donusu olmasindan mi,
Hayata bir can katmanin hissettirdigi mi,
Renklerin uyumla bir arada olmasi mi,
Yoksa gunlerden Cuma oldugu icin,
Guzel bir haftasonu sabahi zaman bulup da bu guzelligi fark edebilmemden mi bilmem.
 
Ama mutluyum!
:)
 
Mutlu, canli ve renkli bir Cuma olsun!

27 Ocak 2015 Salı

2015'in ilk yazisi

Ne zamandir yazmamisim...
Uzerinden neredeyse 6 ay gecmis.
Koskoca 2014 bitmis, ustune ustluk 2015'in 27 gunu daha geride kalmis!

Biz yine tasinip, yeni evimize yerlesmisiz.
Yeni ise baslamisim bir de 5 aylik calisan olmusum coktan.
Y9888888888888888888888888888888887777777777777777777777777777777767
(bu satirlar Caju'dan. Klavyemde yuruyor ilgi cekmek icin, silmeye kiyamadim.)

Bu gecen surede kocam 28, kedim 2.yasini doldurmus.
Yeni saksilarima ektigim domates fideleri meyve vermis, hem de 2 tane!
Uzerlerine Ayvalik zeytinyagimdan dokup yemek icin sabirsizlandigim domatesler... :)

Yazi yazmadigim icin sadece TV gorevi goren (TV de sadece monitor gorevi goruyor!) bilgisayarimin klavyesinin tuslari bile toz tutmus.

Ama bir suru de konu biriktirmisim, bloga yazacak...
Hepsini yakinda yazacagim, hem de bayila bayila!

Ocak bitti bile.
Herkese Iyi Subatlar!

10 Ağustos 2014 Pazar

Gunun tarifi: Ispanakli Kis

En son Paul'de yedigim leziz kisten sonra kafama koymustum bu lezzeti evde de denemeyi.
Haftasonu ideal zamandi bu deneyim icin.
Oncesinde internetten birkac tarif arastirdim. Bir cok tarifte bol bol tereyagi, un veya krema mutlaka vardi.
Verecegim tarifte hic biri yok!
Hem daha saglikli hem de enfes oldu.
Malzemeler:
1 paket dondurulmus ispanak
1 adet sogan
225 gr cheddar peyniri (kasar peyniri de olur)
4 yumurta
Uzerini suslemek icin feta cheese veya beyaz peynir
Tuz
Karabiber
Yapilisi da cok kolay.
Kup kup dogranmis soganlar ile cozunmus, suyu alinmis ispanaklari zeytinyaginda bir kac dakika kavuruyorsunuz.
O sirada buyuk bir kase alip icinde 4 yumurtayi cirpabilirsiniz. Peyniri rendeleyip, tuz ve karabiberi de serptikten sonra kavurdugunuz ispanaklari da eklediniz mi karisiminiz hazir demektir.
Homojen bir karisim haline getirip, onden yaglanmis kis kabiniza bu karisimi dokun. Uzerine feta cheese veya beyaz peynirleri ufalayabilirsiniz.
(Ben malzemenin icine de feta cheese ekledim. Onemli olan, kullanilan peynirlerin tuzluluguna gore tuz miktarini ayarlamayi unutmamak. )
Kabinizi onden isitilmis 375 derece firina atiyorsunuz vee yaklasik 45 dk sonra enfes kokulu ispanakli kisiniz haziir!
Bir dilim asla yetmeyecek :)
Afiyet olsun!